ALLAH vermek istemeseydi,istemeyi vermezdi!... Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
yüregine mülteci sevgine muhacirim

sıcak odalardan cecenistanın karlar dagalrı gözükürmü28/8/2008
Sıcak odalardan karlı Kafkas dağları görünür mü? Durduğunuz yerden nasıl görünüyor Çeçenistan? Görünüyor mu gerçekten?

Duyuyor musunuz Çeçen çocuklarının ağıtlarını? Görüyor musunuz Çeçen analarının göz yaşlarını? Çeçenistan'da toprağa düşen özgürlük savaşçılarının,salt kendileri için değil hepimizin onuru için savaştığını ve öldüğünü biliyor musunuz?

Biliyor musunuz Çeçen dağlarında her gün kaç İsmail kurban olup toprağa düşmekte? Rabbim, kaç kurbana bedel toprağa düşen her bir yiğit? Her birimiz Haşimoğulları'nın yaşlı reisi Abdulmuttalip kadar bile olamadık. Canlarını ortaya koyan bu yiğitler için, sürülerinden vazgeçecek kaç kişi var

Kurban olanlar orada, bayram yapanlar burada? Bu nasıl iş? Bu utancın altından nasıl kalkılır? İnsan kendi benliğine nasıl izah eder bunu? Nasıl teselli bulur kabaran yürekler? Nasıl yüzü tutar insanın Rabbine karşı?O'na nasıl açıklar kurbanı, nasıl açıklar bayramı, nasıl açıklar halini?

Ya Çeçenistan'dan buralar nasıl görünür? İslami kılıf geçirilen sefahatler,yeşile boyanan israf ve depdebe, müslüman yüreklerde hortlayan saltanat aşkı, 'mütedeyyinleşen' şaşaa ve debdebe de görünür mü?

Çeçenistan'dan bizim elleri seyreden melekler ne düşünürler? Ne haber verirler? Kim için, neyi isterler? Kime, nasıl dua ederler? Kime ne getirirler,hangisinden neyi götürürler? Oranın karnesine neyi yazarlar, buranın karnesine neyi? Melekler ağlar mı? Ağlarsa kimin haline ağlarlar; onların halinemi, bizim halimize mi?

Çeçenistan'dan yükselen çığlık yüreğime bir yumruk gibi gelip oturuyor.Dinledinizse bile, bir daha dinleyin:

"İbadet eden yaşlılara!

Kadınlara, analara!

Ümmetin önderlerine, ALLAH'a yönelen herkese!

Bu çağrı hepinize:

Savaş gitgide kızışıyor, yürekler paralanıyor. Durum çok ağır ve düşmanın vahşice saldırıları dinmek bilmiyor. Dünya ölçeğinde tüm kafirler işbirliği içinde, bize karşı dümenler çeviriyorlar. Uçaklar, en korkunç bombalar yağdırıyor üzerimize. Toplar ateş kusuyor. Dağlar, dağlarımız kar ve buzlarla kaplı; soğuk donduruyor.

...

Ey İslam ümmeti! Aranızda ALLAH'la sözleşmesine sadık kalanlar yokmu? Samimiyetle ve engin bir tevazu içinde ellerini semaya kaldırdığı zaman duası reddedilmeyecek kimseler yok mu? Yoksa bizi dualarınızda bile unuttunuz mu? Nerede gece yarıları, gök kapılarının açıldığı müstesna zamanda ALLAH'a yolladığınız ısrarlı talepler? Namazınızı topyekün bir duaya dönüştürecek olan kunutlar şimdi değilse ne zaman?

ALLAH'ın Rasulü şehit edilen arkadaşları için günlerce kıldığı ve kıldırdığı her zamanda kunut duaları etmişti. Bugün binlerce müslüman kardeşiniz öldürülürken,sizin desteğiniz nerede?

Ey İslam ümmeti! Dualarınızdan bizleri unutmayın, zafer için bizi destekleyin!"

Namazı ayağa kaldırmak

Kur'an'da namaz emrinin geçtiği hemen tüm ayetlerde kullanılan "ekîmu's-salat"ibaresinin anlam çağrışımlarından biri, belki de birincisi bu: "Namazlarınızı ayağa kaldırınız!" Çünkü namazlar ölü gibi, yerde sürünüyor. Namazların başı dik değil, başı eğik. Namaz, insanın ALLAH karşısındaki esas duruşunu sembolize eden muhteşem bir simge. Ama, ALLAH'a karşı esas duruşu olmayanların başını nasıl dik tutsun namaz? Namazın başını dik tutmayanların başının eden dik tutsun namaz?

Namaz "salat"ın karşılığıdır. Salatın kök anlamı 'dua, talep, yardım,destek'tir. Bu anlam alanıyla birlikte düşündüğümüzde "ekimu's-salat" emrinin karşılığı "yardımı/desteği/duayı, daveti/davayı ayağa kaldırın!" olmuş olur.

Çeçen müslümanların çağrısı "Aranızda ALLAH'la sözleşmesine sadık kalanlar yok mu?" diyor.

Bu soru zor! Bu soru kurşun! Kaç kişi yüzü kızarmadan ve yüreği titremeden"Var!" cevabını verebilir?

Çağrı "Duası kabul olanlar yok mu aranızda?" diyor. Yukarıdaki sorunun bir devamı aslında. ALLAH'la sözleşmesine ihanet etmeyenlerin duaları kabul olur. Çünkü ALLAH sadıkları sevdiğini, hainleri ise sevmediğini vahyi aracılığıyla bildiriyor. ALLAH sevmediğinin davetine niçin icabet etsin? Kendisine ihanet edenlere neden dönüp baksın?

Çeçenlerin çağrısı, ruhunu cesedine kurban edip adetleştirdiğimiz namaz ibadetinin unutulmuş bir boyutunu yeniden gündeme getiriyor: Kunut. Gece namazlarında anlamını, işlevini, ruhunu bilmeden okuduğunuz "kunut", işte gerçek kunuttan arta kalan aslıyla alakasız bir maket. Zaten "dua" anlamına gelen salatı, gerçek bir duaya dönüştürür kunut. Üçüncü sınıf ilmihallerin otomatikleştirdiği namaza yeniden Nebevi dinamizmini kazandırır ve onuadet olmaktan çıkarıp ibadete dönüştürür.

Hz. Peygamber başta Bi'r Meune faciası olmak üzere, hayatında kendisini üzen ve önünün tıkandığını hissettiği zamanlarda, namazlarda, son rükudan doğrulduktan sonra bir parantez açar ve gündemle ilgili uzun dualar ederdi.Bu, tabir caizse bir "imdat", bir "acil yardım", bir "inşirah" çağrısıydı.Bi'r Meune'den sonra, her namazda, bazı rivayetlere göre dört ay boyunca namazlarda 'kunut' adı verilen böylesine canlı bir dua uygulamasına gitmişti.

Durmayın, canlandırın namazlarınızı, katın hayatın içine ibadeti. Rutin olmaktan çıksın, ibadet hayata hayat ibadete dönüşsün.

Unutmayın, namazlar dirilmedikçe ölü canlara ruh üflenmeyecektir.

Fakat, Çeçenistan'ı müslüman savaş ülkelerini dualarınızdan unutmayın: Kim bilir, belki içinizden iman sözleşmesine sadık kalmış birinin çağrısı adresine ulaşır.

alıntıdır.
yok Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

yüreklermizi yoklayalım şehit ve şehadet24/5/2007

RABBİM AYAKLARIMIZI SABİT KILSIN VE BİZLERİ KENDİ DİNİ UGRUDNA ÖLENLERDEN CAN VERENLERDEN EYLESİN
 ALLAH  ın dini ugrunda can verenler olmuştur peghamberler tarihinde bunu görebiliriz
ve en son peghamber hz muhammed sav döneminde bu kutsal görev en zirveye cıkmıştır
 bediri hatırlayalım uhudu hatırlayalım yigitler nasıl can vermişti musablar hanzalalar
ölümü sevgiliye kavuşma bilmişlerdive kendilerinden sonra gelenlerede
bu dava yürek davasıdır bu dava can verme mal verme davasıdır  bunu iyi bilmemiz gerektigini göstermişlerdir

onların birer yıldız oldugunu ispatlar oldu şehadetleri onlar ve onlardan sonra gelenler asla arkalarına dönüp bakmadıalr  asla ve asla içleirnden acaba geri dönebilirmiyim demediler yanlız şunu düşündüler er meydanına cıkacagız


 ve yaratan ALLAH ın adıyla vuruşacagız rabbimde bunun akrşılıgında bizlerden razı olsun amacıyla gittiler
 şehadet bir cagrıdı  tüm nesillere ve caglara evet gercekten bir cagrıdır rahmana kul olma cagrısı
 hz muhammed sav ümmet olma cagrısıdırkalu belada  akabede verilen sözlere birer cagrıdır


 sahabeler devrinden bu güne gelecek olursak bakıyoruz islam dünyası gaplete dalmış birlikten beraberlikten yoksun kalmışız uhud dagındakiler gibi aşagıya iniyoruzakabede verilken sözleri unutur olduk
 ensar ve muhacir kardeşligini göz önüne alsınlar selam hidayete tabı olanlara olsun bu  davanın sadece duadan ibaret olmadıgını bilsinler

 bu dava mal ile can davası eger yaşamak  ALLAH içinse ölümde onun için olmalıdırmusabı düşünün mucahid şeneri düşünün ahmet yasini rantisi hasan el bennayı said nursiyi düşünün


onları bu davada can vermesine sebep nelerdi ölüm gelmeden ölüm muhasebesi yapmalarıydı
ölüm er yada gec bizi bulacak bazen bir köşe başında yada yatagımızda veya yolculukta  ama sonunda bizi bulacak

bir cok hayallerimiz yarıda iken yeni evler arabalar almadan bazen evlenmeden colcuk cocuk sahişbi olmadan bizi bulacak  hatta yaşlı olmadan genc ikende bizi bulabailir
o zaman ne yapmak laızm saatlerin dakikalaırn hesabını yapmak lazım  ben bu gün ne yaptım
bizlker ne yaptık
cecenistandaki fganistandaki kardeşleirm için dua ediyormuyum malımla yardım ediyormuyum
akşam yemeginin telaşına düştügüm kadar,uykualrımı bölüyormuyum
aglıyormuyum acaba  soralım kendimzie nyüreklermizi yoklayalım
bizler nerde yanlış yaptıkta bu hallere geldik  bu din son din ALLAH katında son din ise
daha önce kendi yolunda olanlara yardım etmişseneden artık gapletlere düştük dagıldık parcalandık
karde kardeşi vurur oldu

cünkü bizler hakkıyla dava adamı olmadıkbir kez daha kardeş olmalıyız herşeyi
bir tarafa bırakarak yüreklermizi bir etmeliyiz gece yarılarında onlara dua etmeliyiz onalrın bu davadaki samimiyetlerinde yardımcı olmalıyız
ALLAH ım daglarda savaşan mucahidlere yardım et cecenistan afganistanda ırakta kardeşlermize yardım et


 onları zaferlerle müjdelendir

 

1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

şehidler albümü video olarak27/12/2006

http://www.kudusyolu.com/?adres=sehid&dil=tr

yok Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

İSLAM DAVASININ MUCAHİDELERİ24/12/2006

İSLAM DAVASININ MUCAHİDELERİ
ammar yürekli musab gibi sevdalıdırlar ömer gibi asla taviz vermezler ebubekir sıddık gibi dogruluktan asla ayrılmayan islam davasının onuru zindanalrın zeynebi hasanların hüseyinlerin anneleridriler onlar rablerinin katında kimsenin kimseye yardım etmedigi o günde onun sevdigi kullarından olanlardır islam davayı sırtlamak isteyenler bu yükü omuzlarına almak isteyenler mutlaka bu dava için can vermeyide göze alanlardır islamı bir hayat yaşayanlar
asla mucadelelerinde taviz vermemiştir cünkü onlar birer öncüdürler
islam kılıç gibi keskin ve kıl gibi incedier keyfi olarak asla hayatımıza göre degiştiremeyiz
islamı mucadele içinde olanlar ilk başta ayetlerde anlatıldıgı maldan candan vazgecenlerdir asla bu davaya ihanet etmeyenler zoru gördümü kacmayanlardır

namazda ALLAH ın birliginine şehadet eden parmagın taguti bir zülme
parmak basmayacakalrını cok iyi bilirler onalrın bildikleri kadar zalimlerde bilirler öncü olanalrın tebligci olduklarını
islam davası sadece erkeklerin sırtlarınayüklenen bir dava
olmadıugı gibi şehitlikte sadece erkekler için degil mutlaka bu dava için makam mevkilerini terk eden bayan kardeşlerimizde olacaktır

filiz beyaz islam mucadelesinde taviz vermeyen bir güneş ve bir mucahide ıraktan gelen anam babam feda olsun ona
nurullhak saatçioğlu ve cavide caglar havva barayev ayat el ahras ve nicelere olacaktır bu dava ugruna herşeylerini feda hazırdırlar

birgün mutlaka ölüm bizi bulacaktır ve birgün mutlaka ahiretin
bekleme salonuna dönecegiz bun un bilincinde olan müslümanlar müminler mümineler herzaman bu
ugurda savaşmıştır Allah-u Teâlâ, bir kulu sevdiği zaman Cibril'i
çağırır ve: ‘Ben falanca kulumu seviyorum, onu sen de sev!’ buyurur.
Cibril de o kulu sever. Sonra gök ehline seslenerek: ‘Haberiniz olsun, Allah falanca kulu seviyor, onu siz de sevin!’ der. Onu gök ehli de sever. Sonra onun sevgisi, yerdekilerin gönüllerine
yerleşir.” (Sahih-i Müslim)

buna uyan nice kardeşimiz vardır belkide filiz beyaz nurulhak saatçioğlu cavide caglar kardeşimizde bunlardandır
slam davası asla geri durmayacaktır bazen duraksayabilir ama asla
geriye dönüşü olmayan bir davadır cünkü rabbim nurunu tamamlayana kadar bu dava devam edecektir
bu dava ugrunda zindanlara düşenler olacak şehit ve şehide olacaktır
ama geriye dönmeyecegiz cünkü tek amacımız rızayı ilahi olmalıdır

bizler makam mevki için bu dini secmedik bizler rabbim nurunu tamamlasın bizden razı olsun diye mucadele ediyoruz bu mucadeleyi geri plana itip dünyevi şeylerle ugraşmayacagız ama dünya ile ahiret arasındaki denyegi kurmalıyız
islami davada zalimler mutlaka önümüzü tıkmak isteyecekler gecmişte
öncüleri şehit ettigi bu zamandada yapacaklardır ama o şehitler
yolumuza ışık olacaklardır secdası büyük olanın eylemide büyük olur ama sevmeyenide cok olur cünkü dava bu yük imtihanlarla doludur bir yol demektir onlar karanlık zamanalrımızda bize birer ışıktırlar onlar islam ümmetinin mucahideleri şehideleridir

yok Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

sabrın dereceleri23/12/2006

SABRIN DERECELERİ

Peygamber (s.a.v) sabrın derecelerini şöyle anlatmaktadır;

"Sabır üç çeşittir: Musibete sabretmek, Allah-u Teala'ya itaatte (yani ibadetlerde) sabretmek ve günahlara düşmemekte sabretmek.

Günahlara bulaşmamakta direnip sabretmek; nefsin arınmasına, terbiye olmasına vesile olur. İbadetlerde direnip sabretmek; takvayı, samimiyeti arttırır, ihlası oluşturur. Bela ve musibetlere sabretme, kişiyi olgunlaştırır. İlahi kaza ve kadere razı olmayı, güzel bakmayı, güzel görmeyi, güzel hareket etmeyi sağlar.

Musibete, musibet güzelliğe dönüşünceye kadar sabreden (yani güzel bir sabır ile musibetin şiddetini reddeden) kişiye, Allah üç yüz derece sevap yazar ve her bir dereceyle öbür derecenin arası, yerle göğün arası kadardır.

Allah'a itaatte, ibadette sabreden kişiye de Allah altı yüz derece sevap yazar ve her bir dereceyle öbür derecenin arası, yerin dibiyle arşın arası kadardır.

Günaha sürüklenmemekte sabreden kişiye de Allah, dokuz yüz derece sevap yazar ki, her bir dereceyle öbür derecenin arası yerin dibiyle arşın en üst noktası kadardır.

Bazen kişi çetin sınavlardan geçer ve sabrın her çeşiti ile sınanır. Böyle durumlarda insi ve cinni şeytanlar kişiye daha çok musallat olur, vesveseler verir. Kişiyi bunalımlara ve tükenişlere iter. Kişi de imani zaafiyetinden ve bilinçsizliğinden dolayı artık sabrının tükendiğini, bundan ötesini kaldıramayacağını düşünür. Ya da fıtrat olarak 'sabırsız' yaratıldığına inanır ve kendini aklamaya, yaptıklarını meşru göstermeye çalışır.

Halbuki, yine Üstad Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi: Sabır, her insanda yeterince mevcuttur. Kişi, Allah'ın ona verdiği sabrı yerli yerinde kullanırsa, her derde, her sıkıntıya kafi gelir (ki buna en güzel örnek Hz. Eyyüp (a.s) dır). İnsan fıtraten buna müsait bir şekilde yaratılmıştır. Sabrın hazır anda bulunan bir musibete kafi gelmemesi, kişinin yorulması, pes etmesi; hem iman eksikliğinden hem de daha öncesinden sabrını lüzumsuz, boş işlerde harcamasından kaynaklanır. Aksi takdirde -haşa- Allah kuluna ne zulmeder, ne de kaldıramayacağı yükü yükler.

Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: "Bir zaman gelecek ki egemenlik, öldürme ve zorbalığın dışında bir yolla; zenginlik, gasp ve cimrilik dışında bir yolla; sevmek de dinden çıkma ve hevaya tabii olma dışında bir yolla elde edilemeyecek. Sizden o zamana ulaşıp da zengin olabilecek iken, yoksulluğa sabreden; halkın sevgisini kazanabilecek bir durumda iken, onların öfke ve kinine sabreden kişiye Allah, beni tasdik eden elli sıddîkın sevabını bahşeder."

Peygamber Efendimizin bahsettiği ortamı ve durumları yaşadığımız bu zamanda biz müminlere düşen; başta Peygamberimizin o büyük sabrını örnek almak, anlamaya çalışmak ve onun gibi şartlar, koşullar ne olursa olsun yine de Allah'a yönelip 'işittim ve itaat ettim' demek ve sonrasında bununla beraber gelen her türlü zorluğa “amenna” deyip, sırtını Rabbe dayamak yani sabretmektir...

Rabbim bizi böyle hakkıyla sabreden kullarından eylesin. Ayaklarımızı sebatta sabit kılsın, üzerimize sabırlar yağdırsın.

1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

Sayfa : 1 Toplam: 6
| Sonraki Sayfa